karşıyaka
22/7/2009
-
HANGİ DENGELER?
| Son ekonomik kriz sonrası bir türlü dengeler yerine oturtulamadı. Özelliklede makro dengeler. Moda oldu makro denge sözcüğü. Dolar dünyada olduğu gibi ülkemizde de değer kaybediyor. Bunun yanında enflasyon canavarı uykuda? Ama her nedense piyasalarda etkisini bir türlü gösteremiyor. Dar gelirliyi, ücretliyi rahatlatmıyor ne doların düşüşü ne de enflasyon canavarının uykuda olması! Her zaman bu tür iyileşmelerin dar gelirliye, ücretli kesime yansıması zaman aldığı söylenir. Her ne hikmetse bu zaman hiç gelmez. Gelmez çünkü hepsi palavra. İşsizliğe ne gibi kalıcı çözümler yapıldıki. Hangi sanayi atılımları yapıldıki. Ülkemizde var olan tarım ve hayvancılık bile bitirildi. 2000 yılından sonra dahada dışa bağımlı hale geldik ara verilmeden tüm hızıyla da devam ediyor. Vay efendim olumu bizim dönemimizde yapılanlar geçmiş 60 yılda yapılmadı. Türkiye hızla ilerliyor. Doğrusu iyiye değil bataklığa doğru hızla ilerliyor. İşçi, memur ve emeklilere ücret artışı söz konusu olduğu zaman ekonomik makro dengeler bozuluyor. Makro dengeleri düzeltmek kolay. ÖTV, KDV, diğer vergi oranlarını artırırsınız olur biter. Geçmişte bir litre benzinin bir dolar olmasını savunan siyasiler vergisiz rafine çıkışı olacağından hiç bahsetmediler. Ya da biz yurttaşlar olarak yanlış anladık. Lütfen artık yurttaşlarla alay etmeyi bırakınız. Onbeş gün kuruş kuruş indirime gidildi. Üç günde geri alınanın nerede ise iki katı zam yapıldı. Buda yetmiyor gibi hükümetin bakanı ekonomide makro dengeleri gözetiyorlarmış. Ayıptır, yazıktır bu ülke yurttaşlarına yapılanlar. Tüm ücretliler gırtlağa kadar borca saplanmış, buna bir çözüm bulacaklarına demogaji yapıyorlar. Meclis kendi içinde kavga etmekten, diğer anayasal kurumlarla uğraşmaktan, sen geçmişte ne yaptı demekten bir türlü hizmete yönelemiyor. Makro dengelerin düzeltilmesi ceremesinide gariban emekli, işçi ve memur çekiyor. Daha memurlarla 2010 yılı zamları için masaya bile oturulmadan % 5,5 zam yeterli diyorlar. Sonrada kredi kartı borçluları ve kredi mağdurlarıda yüzsüz Ya da hırsız durumuna düşürülüyorlar. Kısaca daha makro dengelerin düzeltilmesi, gözetilmesi için çok daha bitmeyen kemer sıkmalara dezam edeceğiz. Dolar düşsede çıksada fark etmeyecek. Çünkü dövizin düşmesini ne karteller nede hükümet istemiyor. Bunuda açık açık yazılı ve görsel bası karşısında da ifade ediyorlar. Enflasyon düşük haberleride asılsız. Ne yazıkki ülkemizde ayakta kalabilmek için ya arkan güçlü olacak ya da iş bitrirci olmayı bileceksin. Devlete arkamı dayayıp memur olayım gerisi kolay mantığı yanlış. Zaman içerisinde ülkemizde memur diye bir hizmet sınıfınında kalmayacağı kanısındayım. Yap işlet devret modeli. Özelleştir geç git. Başaramazlarsa bak bu işi bilmiyorlar el koyduk de arkasından bir başkasına ver. Çok kolay bir yöntem. Devam etsin gitsin. Ama nereye kadar. 22/07/2009 |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/7/2009
-
KİMİN ELİ NEREDE?
| Son zamanlarda öylesine revaçta olda elini çek üzerinden kelimesi. Ülkemiz siyasetinde olmazsa olmazı oldu el. İktidar olsun muhalefet olsun bir yerlere ellerini uzatmışlar bir türlü çekemiyorlar. Demokrasilerde Yasama, Yürütme ve Yargı olmazsa olmaz unsurlardır. Üçünden birinin olmaması demokrasi olgusunu ortadan kaldırır. Ne yazık ki her siyasi iktidar yargı erkiyle uğraşmadan ülkeyi yönetmez, yönetemez. Meclis yasayı yapar, yargı kendi düşünceleri doğrultusunda kararlar vermediği sürece kararlar pek sevilmez. Peki yasayı yaparken her türlü olasılıklar pek tabiki değerlendirilir. Ama uygulamada mutlaka anlayış ve uygulayış farklılıkları oluşur. Buda kiminin hoşuna gider kiminin gitmez. Yargı kararlarını verirken birilerine sempatik görünmeyi ya da antipatik olmayı hesaba katmaz. Kanunun özüne bağlı kalmayı, doğru karar vermeyi düşünür. Yargının verdiği kararlar sonucu siyasette iktidarın düşünce karşıtı kararları sonucu ülkemizde maalesef aykırı seslsr çıkmaktadır. Hele bu kararları yasama da en büyük payı olan iktidar oluca yapınca daha da tuhaf olmaktadır. Yasaları sayısal çoğunlukla siyasi iktidar yapmaktadır. Doğal olarak Anayasanın özüne sadık kalma koşuluyla. Anayasanın olmazsa olmaz kısaca değişmez maddelerine ugun olması koşuluyla. Ülkemizde Yargı verdiği kararlar sonucu ne iktidar ne de muhalefet tarafından olumlu karşılanmıyor. Siyasi güç yer yer açılan davalarda kendisini Cumhuriyet Savcısı ya da Avukat olarak kamuoyu önünde bir birleriyle gereksiz kısır çekişmenin içinde buluyorlar. Bu doğru değildir. Millet kendilerine ülkeyi yönetmeleri, halkın bulunduğu zor koşulları iyileştirmeleri yönündeki taleplerini yerine getimelerini istiyor. Ulus olarak siyasetin ordu ile, yargı ile, emniyet ve devletin diğer kurumları ile kavgalı olmasını kesinlikle istemiyor. Siyasi iktidar ükenin gelişmesi ve de yurttaşlarının refahına yönelik çalışmalar içersinde olmak zorundadır. Çünkü alanlarda bunun sözleri verilmiştir. Bunun için meclisin açılşında namusları üzererine yemin etmişlerdir. Ülkemizde ikdidar Yargı ya, ordu ya ve diğer kurumlar üzerine uyguladığı psikolojik baskıyı kaldırmalı. Yoksa kurumlar arası çatışma ülkemize yarar getirmez. Ne iktidar bu türlü çekişmeler sonucu prestij kazanmaz. Kendisiyle birlikte Anayasal kurumlarda saygılığını kaybeder. Siyasiler onun üzerinde sen elini çek yok se elini çek kısır çekişmesini bir tarafa bırakıp, ülkemizin geleceğine yönelik çalışma ve gayretler içerisinde olmalıdırlar. Yurttaşların ekonomik sorunlarını gidermek için ellerini birleştirmelidirler. Siyasi güç elini baskı unsuru olarak değil elini sorunaları çözmek için kullanmalı. Elleri Anayasal kurumların üstüde değil, sorunları giderilmesi için altta olamalı. 14/07/2009 |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/7/2009
-
ÜCRETLİLERİN DRAMI
| Ülkemizde yıllardır ücretli kesimin sorunları ciddiyetle ele alımamıştır. Bunun yanlış olduğunu söylemek gerçekle bağdaşmaz. Tüm siyasiler günü geldiğinde bir takım hesap oyunlarıyla çalışan ve emekli kesime verilen ücret zammını oldu bittiye getirir. Öyle bir yasıtma yaparlarki kendi dönemlerinde verilen ücret zammının bu güne kadar verilen en yüksek tutar olduğunun savunurlar. Tabiki gerçekle uzaktan yakından alakası yoktur. Gelin hep beraber çarşı pazardan örnekler verelim. Hele birde eksi ya da altında çıkan enflasyon rakamları; Ülkemizde paramızdan sıfırları attık mali işlemleri kökten hallettik. Peki öyleyse kredi kartı mağdurları, çek senet mağdurlarındaki artış hayali mi? Eğer gerçek ise açıklanan enflasyon rakamları hayali, gerçekle uzaktan yakından alakası yok. Zaten bunları birer hesap oyunu olduğunu siyasi iktidar da biliyor. Bakın emekli kesime verilen yıllık zam tutarı ortalama olarak yılda iki defa pazar alışverişine ancak yetiyor. Bunun elektrik, su, yağ, tuz, şeker ve buna benzer harcamaları nasıl yapıyor olmalı ücretliler ve emekliler? Basit mevcut ücretlerinden tabiki. Nereye kadar, son kuruşu bitene kadar. Daha sonra gelsin kredi kartları, harca babam harca. Ödeme zamanı ikici bir kart ondan çek ona yatır. Sonramı? Belli, kart mağdurları, çığ gibi büyüsün. İcra takipleri, intihar olayları. Çokmu zor. Evet siyasi iktidar için zorunda ötesinde. Ben ücret konusunda bir çok ülkeleri araştırdım. Ne yazık ki biz Avrupa, Amerika, Asya ayrıca Afrika kıtasında ki bir çok ülkenin de gerisindeyiz. Bizler asgari ücretin 500-700 TL. Aralğında kalması için bin dereden su getirirken, dünya ülkelerinde yukarıdaki rakamların 2 Ya da 2,5 katı tutarında. Lafa gelince dünyanın bilmem kaçıncı büyük ekonomisine sahibiz. Hani nerede ne emekliler ne de çalışan kesime Hiçbir yansıması yok. Yaklaşık on senedir enflasyon düşme trendinde, nerede yansıması, hepsi hikaye. Ülkemizde siyasi iktidar da olanlar, halka çok güzel hayal pazarlıyorlar. Medya ve alanlarda her sorunu bir tarafa bırakıp muhalefetle uğraşmayı kendilerine asli görev ediniyorlar. Ha bir gerçek varki yapmadıklarını yapmış, olmayanı varmış, söylediklerini bir sonraki gün söylemedik diyebiliyorlar. Sonrada ülkem insanlarının karşısında hitabet becerileriyle kendilerinin bu güne kadar gelen en başarılı siyasi iktadar olduklarını savunuyorlar. Özetle ülkemizdeki ücretli ve emekli kesim günü kurtarmanın telaşında. Yarını bile düşenecek kadar vakti yok. Çalışanları çoğu ile emeklilerin tamamına yakını tatili, tiyatroyu, sosyal aktiviteleri unutmuş durumda. Ortalama emekli ücretiyle 10-15 tatil yapabilirsin. O da konaklama ücreti olur. Dönüşte de kredi kartı mağduru. 13/07/2009 |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
31/3/2009
-
YEREL SEÇİM SONUÇLARI
29 Mart yerel seçim sonuçları beklendiği gibi sonuçlandı. Analileri yapmadan önce seçmenin neleri kıstas alarak oy kullandığına bakmak kanmca doğru olacaktır. 29 Mart yerel seçimleri ekonomik, siyasal, kültürel sonuçları yanısıra, kutuplaşma, etnik yapı, fanatizminde etkilediği unutulmamalıdır. Yerel seçimlere iktidarın tüm imkanlarının kullanıldığı AKP nin önceki seçimlerde yukarı doğru yükselen oy oranı bu seçimlerle düşüşe geçmiştir. Türkiye tek parti tek lider düşüncesine izin vermemiştir. Bunun yanında AKP Türkiye de bundan önceki yerel ve genel seçimlerde olduğu gibi her bölgede başarılı olamamıştır. Türkiyenin Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerin de CHP, MHP başarılı olmuş, AKP ise DTP nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu dışında kısa kırsal bölge de başarılı olmuştur. İktidar partisi okur yazar oranının yüksek olduğu, yaşam düzeyinin yüksek olduğu bölgelerde kan kaybetmiştir. 
Kanımca ekonomik krizin en çok etkilendiği sanayi bölgelerinde AKP çok fazla etkilenmemiştir. Bura da CHP ve diğer muhalefet partilerinin yeterince seçmeni ikna edememesi, projelerini yeterince açıklayamamaları, iktidar partisindeki imkanların ellerinde olmaması ve yerel yönetim ile merkezi yönetimin birlikte çalışması sonucu krizin daha kısa süreceği düşünceleri daha etkin olmuştur. 29 Mart seçimleri CHP dahil muhalefet partilerine kısır çekişme, çamur atma siyaseti yerine, yapıcı, uzlaştırıcı, ayrımcı değil birleştirici olmaları halinde iktidar yolunun açık olduğu mesajını vermiştir. Özellikle CHP nin İstanbul ve Ankara da oy oranları gözle görülür artış yapmıştır. İstabul daki artış hemen bazı köşe yazarlarınaca CHP içindeki liderlik tartışmasını başlatmalarına sebep olmuştur. Kanımca çok yanlış. Bu düşünce seçmenin iradesine ters düşer diye düşünüyorum. Oyları seçmen CHP ye değil adaylara verdi diye bir tablo oluşuyor. Burada CHP ye lideri nezninde haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Bu tür kargaşa ortamı yerine bilinçli yerinde bir muhalefet yapılarak geniş kitlelere ulaşılarak iktidar hesapları yapılmalı. CHP nin yıkıcı değil yapıcı, belirli bir kitle Ya da bölgenin partisi değil, etnik yapısı ne olursa olsun tüm ülkenin partisi olduğu anlatılmalı. 29 Mart yerel seçimleri sonuç olarak laiklikten, Cumhuryet değerlerinden vazgeçmeyeceğini, Atatürk ilke ve inkılaplarının takipçisi olacağını ve tek adam tek partiye izin vermeyeceğini bir kez daha ortaya koydu. S.Kındap 31.03.2009 |
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/2/2009
-
KALP KRİZİ
.jpg) KALP KRİZİ
Diyelim ki, mesai saati bitti ve siz de akşam 18:30 civarında, alışılmadık derecede zorlu bir iş gününün ardından (tabii ki tek başınıza) arabanıza binip evin yolunu tuttunuz. Çok yorgunsunuz ve canınız da fena halde sıkkın. Birdenbire göğsünüzde, kolunuza ve çenenize doğru yayılmaya başlayan korkunç bir ağrı hissediyorsunuz. En yakın hastaneye sadece on dakikalık mesafedesiniz ama hastaneye ulaşmayı başarıp başaramayacağınızdan bile emin değilsiniz. NE YAPACAKSINIZ??? İLK YARDIM KURSLARINA KATILACAK KADAR AKLI BAŞINDA BİRİYDİNİZ AMA KURSTAKİ EĞİTMEN, SİZİN BAŞINIZA BİR ŞEY GELDİĞİNDE NE YAPACAĞINIZI ÖĞRETMEDİ!!! YİTİRMEDEN ÖNCE YALNIZCA 10 SANİYE KADAR ZAMANI VARDIR. BU DURUMDA NE YAPMANIZ GEREKİR?
CEVAP: PANİĞE KAPILMADAN ÜST ÜSTE KUVVETLİCE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN. ARABANIZI SAĞA ÇEKİN MOTORU DURDURUP DÖRTLÜLERİ YAKIN ARABANIN ARKASINA GEÇİP SIRT ÜSTÜ YERE YATIN AYAKLARINIZI ARABANIZIN BAGAJINA DOĞRU YUKARI KALDIRIN VE ÖKSÜRMEYE BAŞLAYIN ÖKSÜRMEDEN ÖNCE HER SEFERİNDE DERİN BİR NEFES ALIN; ÖKSÜRÜKLERİNİZ GÜÇLÜ OLSUN, DERİNDEN GELSİN VE UZUN SÜRSÜN, TIPKI GÖĞSÜNÜZDE BİRİKMİŞ BALGAMI ATMAYA ÇALIŞIR GİBİ ÖKSÜRÜN. HER İKİ SANİYEDE BİR DERİN NEFES ALIP ÖKSÜRÜN VE BUNU YA YARDIM GELENE DEK YADA KALP ATIŞLARINIZ TEKRAR NORMALE DÖNENE DEK SÜREKLİ YAPIN. SAKIN ARABANIZIN İÇİNDE OTURMAYIN BU ESNADA SİZİ GÖREN İNSANLAR YARDIM EDECEKLERDİR YETİŞECEK ZAMANI TANIR. AYAKLARINIZ YUKARI DOĞRU KALDIRILMIŞ OLDUĞUNDAN VÜCUDUNUZDAKİ BÜTÜN KAN KALBE BASINÇ YAPACAKTIR.BU POSİZYONDA YATMAK KALBİN NORMAL ÇALIŞMAYA DÜZENİNE GEÇMESİNE YARDIMCI OLUR
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
|